Go: Hayatın her yerinde

İstanbul Go Okulu öğrencisi Berke’nin annesi Dr. İlknur Üner(Finansal Planlama Derneği Yonetim Kurulu Üyesi/Eğitmen/Finans Yazarı/Finans TV Program Yapımcısı) Go oyununun ekonomide, iş hayatında veya özel hayatlarımızda bize neler katacağını anlatıyor…


Müthiş bir zekâ oyunudur ‘Go’. Çin’de ortaya çıkmasına rağmen Doğu Asya’da tanınmış ve yüzyıllardır oynanmıştır. Kuralları çok basit olmakla birlikte oldukça karmaşık bir oyundur. Go oyununda satrançtaki gibi taşların hareket kabiliyetleri sınırlı olmadığından bir taşı oynayabileceğiniz çok fazla yer vardır ve yapacağınız her hamle sizi farklı bir yere götürür. Go bugün dünya üzerinde oynanan en eski oyunlardan biridir.

Oyunun felsefesinin etkileyiciliği bir yana rakibinize oyun öncesinde iyi dileklerinizi iletmeniz oyun bitiminde de ona teşekkür etmeniz müthiştir. Rakip olmanın düşman olmadığını anlatır, rakibini takdir etmeyi, o rakiple oynamanın sizi güçlendirdiğini gösterir. Rakibiniz güçlü ise sizi geliştirir yeni hamleler, stratejiler geliştirmenizi sağlar. Bu nedenle Go oyununda sizin en büyük minnettarlığınız rakibinizedir. Diğer oyunlarda bu anlayışı yakalama şansınız zordur.

Dr. İlknur Üner’in oğlu Berke Go dersinde

Oyunun temel amacı: İki general geniş bir bölgeyi kontrol altına almak istemektedir. Bunun için ilk önce gözetleme kuleleri dikerler ve sonra da kendileri için güvenli bir pozisyon kurmaya çalışırlar. Oyunun amacı rakibi tamamen ortadan kaldırmaktan veya bütün taşlarını esir almaktan çok onun karşısında avantajlı bir konuma geçmek, kendi taşlarınızla mümkün olabildiğince çok alanı kontrol altında tutmaktır.

Go birçok tarihi olayda ilham kaynağı olmuştur. II. Dünya Savaşı’nda ABD’nin savaşa giriş sebebi olan Pearl Harbor Saldırısı’nın şaşırtıcı etkisi ve tahribatının arkasındaki soğuk mantığın temelinde basit bir Go manevrası (yalnız olan taşa saldır) olduğu bilinen bir gerçektir.

Go, bir zekâ oyunu olduğu kadar bir strateji oyunudur. Aslında şartlar ne olursa olsun rakibinizi yok etmeye imkân yokken galibiyet alanınızı genişleterek gelir. Bu anlamda her finansçının, her yöneticinin, her liderin, her CEO’nun Go oyununu öğrenmesi gerektiğine inanıyorum.

Küçücük Go tahtası ile serbest piyasa ekonomisinde, iş yaşamında, özel hayatta başarı nasıl yakalanabilir diye düşünebilirsiniz. İlk başta baktığınızda gerçekten de bir zekâ oyunu ile gerçek yaşamın birbiri ile örtüşmesi zor görünse de Go oyunu size sabrı, doğru adım atmayı, rakibinizin hamlesine göre hamle yapmayı, kendinizi tanımayı, güçlü yönlerinizi ortaya koymayı, zayıf yönlerinizi korumayı ortaya koyduğu için oyun sırasında farkında olmadan strateji uzmanı haline gelirsiniz.

Serbest piyasa ekonomisinde veya yaptığınız bir işte de öyle değil mi? Bir iş yapıyorsunuz ve aynı işi yapan bir sürü kişi var. Sizin rakibinizi yok etme gibi bir şansınız bulunmamakla birlikte elinizden gelen tek şey alanınızı genişleterek üstünlük ele geçirmektir.

Uluslararası iktisatta Adam Smith dış ticaretin yapılış nedeni açıklamak için ‘Mutlak Üstünlük Teorisini’ öne sürmüştür. Mutlak Üstünlük Teorisi’ne göre, her ülke diğerlerinden daha düşük maliyetle ürettiği mutlak üretim üstünlüğüne sahip olduğu malları üretmeli (bunların üretiminde uzmanlaşmalı) ve bunları ihraç ederek, pahalıya üretebildiklerini dışarıdan ithal etmelidir.

Gerçek hayatta üretimde veya ticarette kimsenin mutlak üstünlüğü söz konusu olmadığı görülünce ‘Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi’ ortaya atılmıştır. Bu teoride ise iktisat biliminde bir grubun bir malı göreceli olarak daha düşük maliyetle üretebildiği için daha yararlı bir ticaret olduğu anlatılır. Her ne kadar Adam Smith uluslararası ticarette mutlak üstünlükler teorisini savunsa da aslında işleyiş karşılaştırmalı üstünlükler teorisindeki hali ile gerçekleşir.

Dış ticarette olduğu gibi karşılaştırmalı üstünlüğünüz söz konusu olduğu durumda başarılı olduğunuz gibi Go oyununda da rakibinizden daha fazla alan ele geçirdiğiniz durumda oyunun galibi olursunuz. İş hayatında da sizinle aynı işi yapan arkadaşınızdan daha fazla alan ele geçirirseniz terfinin, yüksek maaşın sahibi olursunuz ya da işe girerken aynı pozisyona başvuran diğer adaylardan görece üstünlüğünüz varsa işin sahibi olursunuz.

Yine Go oyunundaki gibi, rakibinizin hamlesine göre doğru hamleyi yaptığınız durumda yönettiğiniz şirketi başarıya taşıyabilirsiniz.

Kodak firması kendi alanında dünya devi iken yöneticileri dijital fotoğraf teknolojisinin farkına geç vardıkları için piyasa değerlerinin %75’ini kaybetmiştir. Yani rakiplerinin hamlesine karşı doğru hamleyi yapmakta geç kalmış ve alanlarını kaybetmiştir. Motorola firması ise cep telefonu sektöründeki liderliğini dijital teknolojiye geçme konusunda hızlı hareket etmediği için Nokia ve diğer firmalara kaptırmıştır.

Velhasıl kelam; hayat bir strateji oyunudur. İş hayatında, ekonomide, aşk hayatında hiçbir zaman tam olarak mutlak üstünlük elde edemezsiniz. Sizi başarıya sürükleyen şey, kendi alanınızı rakibinize göre genişletmeniz ve doğru zamanda doğru hamleyi yapabilmenizdir.

Ponçik: Hayat, bir strateji oyunudur. Oyunu birlikte oynadığınız kişiler ise sizin en büyük şansınızdır.

Ekonomide, iş hayatında veya özel hayatınızda oyun arkadaşlarınızı şansınız olarak gördüğünüz noktada ise hayatınız değişecektir. Buna emin olabilirsiniz.

Yazan: Dr. İlknur Üner

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir