Hata yapmak serbest ve maliyetsiz

İster kişisel hayatımızda ister iş dünyasında olsun değişmeye çalışıyoruz, daha doğrusu buna mecburuz. Karşımıza çıkan yeni sorunlarda ya da hızla değişen dijital dünyada dünün çözümleri ile yetinemiyoruz. Ama kalıplarımızı, alışkanlıklarımızı birden bire terk etmek sanıldığı kadar kolay değil. Bunun için bize nüfuz edecek, bizi gerçekten etkileyecek araçlara ihtiyacımız var.

Her zaman için oyun, değişim için ideal araçlardan biridir. Oyunda roller, kararlar, stratejiler vardır ve farklı yolları hiçbir bedel ödemeden deneyebilirsiniz. “Denemek” önemli çünkü yeni bir yol izlerken her şeyi elinizle koymuş gibi bilemezseniz. Ancak deneye yanıla doğruyu bulabilirsiniz. Her kararı yüzlerce, binlerce insanı etkileyen, bir günde birkaç milyon dolarlık hatalar yapabilecek birisine bunları söylemek kolay değil tabi. Profesyonel yaşamda hataya pek az yer vardır. O halde değişimi denemek için kendimize paralel bir dünya yaratabiliriz. Orada piştikten sonra gerçek dünyada bir kararı daha isabetli alabiliriz. Benim burada size önerdiğim paralel dünya oyunun dünyası. Aslında hepimizin bildiği ama yaşlandıkça uzaklaştığı bir dünya bu.

Oyunun dünyası kendi içinde oldukça zengin ama ben size bu köşede kariyerimi de adadığım tek bir oyunu anlatacağım en çok. Oyunumuzun adı Go. Uzak Doğuluların yaklaşık 4.000 yıldır oynadıkları bir oyun bu. Bugün Güney Kore’de Go üzerine eğitim veren 4 yıllık bir fakülte, 24 saat yayın yapan TV kanalları var. Japonya’da ülkenin zirvedeki oyuncuları birkaç milyon dolarlık yıllık gelirlere ulaşabiliyorlar. Çinli oyuncular ülkelerinde saygı görüyorlar ve her sene uluslararası arenada daha yükseklere tırmanıyorlar. Yani Go, sadece eski bir uğraş değil aynı zamanda bugün halen dünyanın en iddialı klasik strateji oyunu.

Go’yu bu kadar farklı kılan basit kurallarına rağmen satranç dahil bildiğimiz hemen her oyundan çok daha karmaşık olması. İçine girdikçe oyunun derinliği sizi içine çekiyor. Bu da oyunu yalnızca hesap ederek, önceden planlar yaparak oynamanıza engel. Analiz etmek ve plan yapmak çok önemli ama yeterli değil. Go’nun neredeyse sınırsız olasılık hacmi size belirsizliklerle mücadele etmeyi öğretiyor. Kararlar almalı, stratejiler geliştirmelisiniz ama olabildiğince de esnek olmalısınız.

Kişisel gelişimi ya da ilerlemeyi parlak sunumlarda ya da çok satan kitaplarda aramaya eğilim var. Ama bu araçlar bize sadece bir şeyleri öğretiyor, değişmek için asıl olan ise deneyimlemek. Birey olarak sadece okuyarak ya da dinleyerek değişemeyiz. Değişmek için “eylemek” gerekir. Tabi eylemden kastım kas gücü demek değil illa ki, farklı davranmak, değişik kararlar almak ya da hiç izlemediğimiz tarzda bir film izlemek bile olabilir. Böylelikle algılarımız, anlam ve kavram dünyamız değişir ve zenginleşir.

Go benim kendi kişisel hayatımda bu amaca en iyi hizmet eden araçlardan biri. Ezbere kalıpları yıkması, sizi sabırlı olmaya ve dikkatinizi toplamaya teşvik etmesi ve doğru zamanı beklemeye alıştırması gibi birçok yan faydasından söz edebiliriz. En önemlisi ise Go her şeyden önce bir oyun, oyun demek eğer bu yeteneğimizi kaybetmediysek aynı zamanda eğlenmek ve kaybetmeyi bilmek demektir. Eğer kaybettiysek de yine aynı yerden başlamak doğru tercih olabilir.

Yazan: Mehmet Emin Barsbey
Not: Bu yazı Sanayi Life Dergisi’nin ilk sayısında yayınlanmıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir