Go oynamak beyni geliştirir mi?

Son çalışmalar Go oynamanın beyni geliştirdiğini gösteriyor

Go hakkında yapılan bilimsel bir araştırmaya göre Go oynamak beyinde fiziksel değişikliklere yol açıyor. “Deneyimli ve eğitimli Go oyuncuları” ile “deneyimsiz kontrol grubu” arasındaki farkları inceleyen Koreli bir grup nörobilimcinin bulguları bu şaşırtıcı sonuca işaret ediyor. Neuroimage dergisinin Ağustos 2010 sayısında yayımlanan makalelerinde Lee ve meslektaşları, “beynin beyaz dokusunun; dikkat odaklama, güncel bellek, idari fonksiyonlar ve problem çözme ile alakalı kısımlarında” büyüme görüldüğünü ifade ediyor. Bulgular aynı zamanda “uzman oyuncuların Go için göreve-özel bir zihinsel taslak geliştirdiğini … (ve)kontrol grubundakilere göre daha az yüklemeye-bağlı bellek kapasitesi kullandığını” gösteriyor. Başka kelimelerle ifade edersek, uzman oyuncular ne bizden daha fazla düşünüyorlar, ne bizden daha fazla ihtimal değerlendiriyorlar ne de daha bize göre daha ilerideki hamleleri düşünüyorlar. “Uzamsal süreçleri” – örüntü tanıma – kullanarak bizden daha iyi hamleleri doğrudan görebiliyorlar.

Araştırmacılar bu çalışmada veri toplamak için özel bir çeşit fMRI kullanmışlar: voksel bazlı difüzyon-tensör görüntüleme. Bu oldukça güvenilir bir yöntem; geçen sene de bir grup İngiliz araştırmacı aynı yöntemi kullanarak hareketsel öğrenmenin – araştırmada araştırılan konu jonglörlüktü – benzer değişikliklere yol açtığını gösterdi. Kuvvetli  oyuncuların iyi hamleleri “sezgi” benzeri bir yöntemle buluyor olması Chase ve Simon’un 1973 tarihli klasik araştırması gibi, literatürdeki diğer çalışmalarla da benzerlik gösteriyor. Bu çalışmada Chase ve Simon, uzman satranç oyuncularının, bir bakışta, yeni satranç öğrenenlere göre daha fazla anlamlı “yığınlar” gördüğünü göstermişti. “Yığın teorisi” bugün, eğitilmiş beyinlerin çalışma prensiplerini açıklamada geniş çevrelerce kabul edilen bir teori. Reitman’ın 1976 tarihli çalışması, uzman bir Go oyuncusunu (Jim Kerwin, sonradan ilk Batılı pro olmuştur) ve başlangıç seviyesindeki bir oyuncuyu (Bruce Wilcox, sonradan ilk bilgisayar go programı olan NEMESIS’i yazmıştır) inceleyerek uzman zihinlerde işleyen süreçlerle ilgili bilgilerimizi genişletmiş ve “yığın teorisi”nin temel ilkelerini onaylamıştı. Başka araştırmalar da Go oynayanların beyinlerinin oynamayanlarınkine göre daha farklı – ve daha iyi – genel özelliklere sahip olup olmadığını inceledi. Bunlardan biri Deoksoo Çalışması; bu araştırmaya göre kendilerini adamış Go öğrencileri diğer alanlarda da daha ileri zihinsel yeteneklere sahip oluyor.

2003’te, Chen ve meslektaşları, go oyuncularının beyinlerinin birçok farklı alanını kullandığını, satranç hakkında yapılan benzeri çalışmalar da beyinlerinde daha fazla yerel aktivasyon görüldüğünü gösterdi. Lee ve meslektaşlarının çalışması ise bu konudaki bilgimize büyük bir katkıda bulunuyor: bizlere yüksek seviyeli zihinsel eğitimin beyin üzerinde fiziksel bir etkisi olduğunu gösteriyor – spor salonuna gitmenin vücut üzerinde etkili olması gibi. Bu sonuç malum “insanın doğası mı çevre etkisi mi” tartışması açısından da oldukça önemli. Günümüz bilgeliğine göre “deneyimlerimiz bizi şekillendirmiyor”, ancak “özelliklerimiz doğuştan geliyor.” Beynin akıl yürütme, duyguları kontrol edebilme ve bizi insan yapan diğer görevlerini yerine getirme yetisinin biyolojik, doğuştan ve beynin fiziğiyle alakalı olduğu düşünülüyor.

İlaç endüstrisinin verdiği reklamlar, bizlere depresyonu, endişe bozukluğunu ve bipolar bozukluğu çözmenin yolunun beyin kimyamızı haplar yoluyla kurcalamak olduğunu söylüyor. Öğretmenler ve ebeveynler zorluk çeken öğrencileri hemen etiketliyor ve onların DEHB’ini (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu), bipolar bozukluğunu vs. tamamen çözecek o mükemmel hapı aramaya başlıyorlar. Fakat ya haplar işe yaramazsa? Ya sorun doğuştan gelen, biyolojik bir problemse, çözüm ne olacak? Neyse ki artık belli tür deneyimlerin beyni fiziksel olarak geliştirdiğini biliyoruz. Araştırmacıların da dediği gibi “uzun süreli Go eğitimi (…) öğrenme, soyut akıl yürütme, kendini kontrol edebilme gibi, eğitimde ve bilişsel terapide faydalı olabilecek yüksek seviyeli bilişsel yeteneklerle alakalı beyin bölgelerinde değişikliklere sebep oluyor.” Bu noktada akla başka sorular geliyor. Kimi etkinlikler diğerlerine göre daha fazla mı geliştirici? Büyük ihtimalle. Daha küçük yaşta başlayan oyuncularda beyin daha fazla mı değişiyor? Go oyuncularının beyinlerindeki beyaz maddedeki artış sadece go oynamayı mı kolaylaştırıyor yoksa bu artan “işlem hacmi” diğer alanlarda da faydalı oluyor mu? Bu fikirler kulağa olası geliyor ancak henüz bu yönde bir kanıt yok. Daha fazla bilgi için Peter Shotwell’in Rob High Kütüphanesi’ndeki “Go ve Biliş” adlı metnini inceleyebilirsiniz.
Roy Laird; Hajin Lee 3P’den bilgilerle.
Kaynak: http://www.usgo.org/news/2010/09/new-study-finds-playing-go-makes-brains-grow/

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir